HABER MERKEZİ/ Sıfır Atık Vakfı tarafından 11 Mart 2026 tarihinde düzenlenen iftar programında, Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş; Vakfın mevcut faaliyetleri ve projeleri, 9-20 Kasım’da Türkiye’de düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) yönelik çalışmalar ve hazırlık süreci ile iklim ve sıfır atık gündemine dair değerlendirmelerde bulundu:

COP31 SÜRECİNDE SIFIR ATIK ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÇALIŞTAYLARI

“Onursal Başkanımız Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonu ve himayelerinde Sıfır Atık Vakfı olarak illerde çalıştaylar ve konferanslar düzenliyoruz. 81 ilde kalıcı projeler yapmak istiyoruz. Çalıştaylarla vatandaşlarımızın reaksiyonlarını ölçüyoruz. Eksikler neler bunları ortaya çıkarıp çözüm geliştiriyoruz. Çalıştaylar kapsamında Rize’de Atıksız Yaylalar Projesi’ni başlattık. Bu sene itibarıyla yaylalarda atık görmemeyi umuyoruz. Muğla’daki çalışmalarımızın sonucunda Azmak Nehri’nde tekneleri elektrikliye döndürme kararı aldık.

“İSRAFSIZ RAMAZAN SOFRALARI” PROJESİ

Sofraya yemeyeceğimiz ürünleri koymuyoruz. Mümkün olduğunca atığın önüne geçmeye çalışıyoruz. Bugün dünyada en çok tartışılan konulardan biri data merkezlerinin ne kadar su tükettiği ancak öbür taraftan yılda 8 milyon insanımızı biz açlık ve susuzluğa bağlı sebeplerden kaybediyoruz. İyi yemekler yiyelim evet ama ramazan sofralarında masaya konulan reçeldir, baldır, çoğu çöpe gidiyor. Biz de diyoruz ki bunu koymayın.

8 Mart’ta İsrafsız Ramazan Sofraları projesi kapsamında Afyonkarahisar’da Eber Gölü’nde kurumları bir araya getirdik. Tarım ve Orman Bakan Yardımcımız Sayın Ahmet Bağcı, Afyonkarahisar Valimiz Sayın Naci Aktaş’ın da teşrif ettiği toplantı ile 3 yıl içinde Eber Gölü’nü kurtarma hedefiyle planımızı yaptık. Vatandaşımızın hayat kalitesini yaşadığı yerde yükseltmemiz lazım. Eber Gölü’nde 145 farklı kuş türü var. Sultandağı ve Emirdağ arasında göl, muazzam manzara var. Doğal güzellikleri insanlara anlatıp oraları rehabilite edersek orada yaşayan insanların hayat kalitesi de artacak.

Sıfır Atık Vakfı olarak çalışmalarımızda en önemli paydaşımız basınımız. Dijital mecralar olmasa biz bu süreçte ne vatandaşı koruyabilir ne de vatandaşı duyabiliriz.

COP31 HAZIRLIKLARI: AÇLIK EN ÖNEMLİ GÜNDEM MADDESİ OLMALI

COP organizasyonlarında bir Blue Zone, bir de Green Zone var. Blue Zone devletlerin tartışmalarını yönettiği kısım. Green Zone ise devlet dışı aktörlerin alanı. Biz orada daha aktifiz. Biz köyleri geziyor anlatıyoruz. İklimle alakalı hayatınızdaki değişiklikler neler? Şehirlerde problemleri dinliyoruz. Yaylalarda projelere start veriyoruz. COP31 Dijital Koordinasyon Merkezi’ni açtık. 197 ülkeden talepleri, örnekleri topluyoruz. Bunları COP31’de masaya sunacağız. COP süresince alınacak kararların halkta karşılığı olmalı. Alınan kararların ve konuların toplumların gerçekliğiyle bağdaşması lazım. Açlık toplumların en önemli konusudur diyorum ben. COP’un ana gündem maddelerinden biri açlık olmalı dedim. Ankara’nın nüfusu 6 milyon. Her yıl biz Ankara nüfusundan fazla insanı su bulamıyor, yiyecek bulamıyor diye kaybediyoruz. Dünya bu noktadayken bizim konuştuğumuz bu konular karşılıksız çek gibi. Vatandaşa bunu medya olarak anlatmamız lazım. Bizim vatandaşımız merhametli, ben vatandaşımıza güveniyorum. Bilirse vatandaşımız meselelere daha fazla dikkat eder. Vakfımızın Onursal Başkanı Emine Erdoğan Hanımefendi, BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanlığı’nı yürütüyor. Sıfır Atık Vakfı olarak BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanlığı’nın sekreterya görevini de yürütüyoruz.

TEK KULLANIMLIK PLASTİKLERİ KALDIRMAYA YÖNELİK ÇALIŞMA

Ben Sıfır Atık Vakfı Başkanı olarak vatandaşa plastik kullanmayın diyorum. Herkes haftada bir kredi kartı büyüklüğünde plastik yutuyor. Havada da tutunabiliyor plastik. Anne karnındaki çocukların kanında mikroplastiğe rastlandı. 2050 yılı ve sonrasında denizlerde balıktan çok plastiğin olması öngörülüyor.

Şu anda ortaya çıkan plastik atığının yüzde 70’i otel, restoran gibi işletmeler kaynaklı, yüzde 30’u vatandaş kaynaklı.

DEPOZİTO YÖNETİM SİSTEMİ

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca Depozito Yönetim Sistemi hayata geçirildi. Ürünlerde özel bandroller var, depozito işareti anlamına geliyor. Bakanlığımız makine koyacak, vatandaş makinaya plastik ambalajı attığında kartına para yüklenecek. Sakarya pilot il seçildi. Bu yaygınlaştırılabilirse sonuç alınır. Şu anda tüm ambalajlara barkod konuluyor. Bunu Darphane basıyor.

“VATANDAŞIN TERMOS ALIŞKANLIĞI ARTMALI”

Dünyanın çoğu ülkesinde insanlar termosu alışkanlık haline getirmiş. Biz Sıfır Atık Vakfı olarak termos vermeye hazırız. Vatandaş kendi termosuna suyunu koysun. 8 milyardan 2 milyar insanı tasarruf yapsa günde 2-3 milyar pet şişe tasarrufu yapacağız.

“FAST FOOD ZİNCİRLERİNE YÖNELİK ÖNERİMİZ OLACAK”

Fast food zincirlerine yönelik önerimiz olacak. Biyobozunur bir ürün var. Nişastadan yapılıyor ama maliyeti yüksek. Vergi avantajı ile teşvik edilmesini önceliyoruz biz. Kamuoyunda biz plastiğe karşı istemsizlik oluşturabilirsek o zaman vatandaş da talep eder. “Biyobozunur kullanan kahveyi alacağım” der.

“SU STRESİ ALTINDAYIZ, BİR AN ÖNCE PLANLI TARIMA GEÇMELİYİZ”

Türkiye su stresi altında. Sınırdan çıkın Irak, İran su yok. Denizden arıtılan su çok pahalı. Avrupa’nın ABD’nin su sıkıntısı yok. ABD su zengini ülke ama biz su fakiri ülkeyiz. “İstanbul’da bu yıl sular yetecek mi?” diye her sene tartışıyoruz. Vatandaş kırsalda suyu bilinçsizce tüketiyor. Türkiye’de tatlı suyu miktarının yüzde 70’i tarımsal sulamada kullanılıyor. Bunları modern sitemlerle yüzde 30’a çekebiliriz. Suyun olmadığı yerdesiniz ama çok su isteyen pirinç ekiyorsunuz. Vatandaş diyor ki; “Bu yıl pancar çok para kazandırdı, pancar ekeyim.” Bu yanlış. Suya sahip çıkmak zorundayız ve bunu vatandaşa anlatmak zorundayız. Gittiğimiz yerlerde biz vatandaşlarımıza anlatıyoruz.

EĞİTİM VE ÖĞRETİMDE SIFIR ATIK

Sıfır atık konusunu Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına koyduk. İlkokulda, liselerde sıfır atık anlatılıyor. 15 seneye kadar etkilerini alırız ama 15 senemiz olmayabilir. Plastik krizi insan sağlığını çok etkiliyor. TÜİK’le birlikte Sıfır Atık Veri Merkezi kurduk. İTÜ’de Sıfır Atık Enstitüsü kurduk. 15 yıl içinde bu bilinç artacak ve kültür haline gelecek. Bütüncül olarak bu konuyu ele aldığımızda iyi sonuçlar alabiliyoruz. Eber Gölü ile ilgili 3 yıla ihtiyacımız var ama sıfır atıkla ilgili 15 yıla ihtiyacımız var. Farkındalığı oluşturabilirsek burada gerçek sonuçlar alacağız.

“ATIK AYRIŞTIRMA KONUSUNDA HIZLI DEĞİŞİKLİKLER YAPILAMIYOR”

Evlerde vatandaş cam atığı, plastik atığı, organik atığı ayrı kutuya koyuyor ancak bunu atacak konteyner bulamıyor. Vatandaşlara ayrıştırın dediğimizde, “Nereye atacağım?” sorusu ortaya çıkıyor. Çöp konusu belediyelerin para kazandığı bir alan, orada da hızlı değişiklikler yapamıyorlar. Bakanlık destek oluyor.

“TARIMI POPÜLER HALE GETİRMEMİZ LAZIM”

İnsanlar birer ikişer dönüm tarlaları bölmüşler, konteyner koymuşlar ve araziler hobi bahçesi olmuş. Biz bir yandan domatesin fiyatını düşüremiyoruz diğer yandan en kaliteli tarım alanlarını heba ediyoruz. Tarım arazisinin üzerine konteyner normal şartlarda koyamazsınız, tarım yapmanız lazım. Köyleri kooperatif şeklinde birleştirelim de istiyoruz. Köylerdeki refah seviyesini yükseltebilirsek biz vatandaşın hayat kalitesini yükseltebiliriz. Köyden kopmasınlar istiyoruz. Tarımı bir şekilde popüler hale getirmemiz lazım.

“COP31 YEŞİL DÖNÜŞÜM İÇİN BİR FIRSAT”

Biz Sıfır Atık Vakfı olarak çevre alanında çalışmalar yürütecek arkadaşlar arıyoruz ancak bulamıyoruz. Bir yanda işsizlik var ancak bir yanda da nitelikli personel yok. Sıfır Atık Vakfı olarak atıkla ilgili farkındalık işimizin yüzde 5’i falan. Çalışma alanlarımızda akademi kısmı var, su kısmı var. COP31 süreci yeşil dönüşüm için bir fırsat. Sanayi Bakanlığımızla bir protokol imzaladık. Bugün İstanbul Sanayi Odası’nı ziyaret ettim. Sanayicilerimizi teşvik etmek istiyoruz. Vatandaşın talepleri devlete doğrudan ve etkili ulaşmadığında karşılık bulmuyor.

“KAĞIT TOPLAYICILARIN ÇOCUKLARINA BURS PROGRAMIMIZ VAR”

Bizim bir burs programımız var. Sadece kağıt toplayıcılarının çocuklarına vereceğimiz bir burs olacak. Çocuklar çevre mühendisi olsunlar istiyoruz. Düzgün bir hayat kursunlar istiyoruz. Biz o insanların daha iyi şartlarda bu işi yapmasını istiyoruz. Ben onlarla ara ara görüşüyorum. İstanbul’da olduğumuz zaman vakıfta sürekli farklı gruplarla buluşmalarımız oluyor. Kadınlarla buluşuyoruz, azınlık grupları ile buluşuyoruz. Benim temel hedefim Anadolu’daki ailelerin çocuklarını eğitelim, uluslararası vizyon kazandıralım ve kendi hayatlarını kazansınlar.

“KOZMETİK SEKTÖRÜYLE İLGİLİ AYRI BİR ÇALIŞMA YÜRÜTÜYORUZ”

Kozmetik sektörüyle ilgili ayrı bir çalışma yürütüyoruz. Aldığımız deterjanların yüzde 70’i tuz. Sadece ağırlık olsun diye koyuyorlar. Yüzde 30’u deterjan. Firmalar bir strateji geliştirmiş böyle satıyor. 10 kilodan 3 kiloya düşürürseniz vatandaşın gözü tatmin olmuyor. Kozmetikte de başka ürünlerde de bu böyle. İçine boş gereksiz malzemeler koyuluyor ürünlerde. Vatandaşımızın da kullanım anlamında farkındalık edinmesi gerekiyor.

“GERİ DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ, İKİNCİ EL ÜRÜNLERİN KULLANILABİLECEĞİNİ ANLATMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Vakıf binamızda tekstil atıklarından atölyeler yapıyoruz. Çocuklarımıza, gençlerimize farkındalık yaratmak istiyoruz. Geri dönüştürülmüş ürünlerin de kullanabileceğini vatandaşlarımıza anlatmaya çalışıyoruz. ABD’de insanlar çok zengin bile olsa ikinci el mobilya alıyor, elbise kullanıyorlar. Türkiye’de bu utanç kaynağı gibi algılanıyor.

“HİÇBİR ÇEVRE ORGANİZASYONU İRAN’A ATILAN BOMBALARA LAF SÖYLEMİYOR”

Hiçbir çevre organizasyonunun İran’a atılan bombalara laf söylediğini görmedim. Dünya böyle iki yüzlü bir düzende. COP’u ben bir fırsat olarak görüyorum. 100 bin kişi gelecek, 197 ülke gelecek. Vermek istediğimiz mesajı dünyaya verebiliriz. Kendimizi iyi anlatabiliriz ama bu süreçte hepinizin bu sürece dahil olmanız lazım.”

Kaynak: www.milliyet.com.tr